Kişisel Günlüğü
ufukdenizasci.com.tr

/a/ Sesi

Ocak 12, 2010 No Comments ufuk Türkçede Sesler

/A/ SESİ

Ses Bilgisi (Phonetic)

Türkiye Türkçesinin ünlüler kategorisinde uzun ve kısa olmak üzere iki tür /a/ sesi vardır. “Aldı, baktı, ağaç” sözcükleri kısa /a/ ünlüsüne; “sa:lim, fa:ni, kahya:”daki ise uzun /a:/ya örnek gösterilebilir. /a/ sesleri (uzun, kısa) açık olarak telaffuz edilir. Bu sesleri çıkarırken dil, ağız boşluğunun aşağısındadır. Dil, gırtlağın önüne doğru toplanır. Bu nedenle “öndamaksıl” seslerdir. Bu iki farklı /a/ sesi, çıkış noktalarına göre değil, uzun ve kısa söylenmelerine göre ayrılırlar.

Uzun /a:/ yabancı dillerden, özellikle Arapça ve Farsçadan dilimize giren kelimelerde görülür. Uzun /a:/ Türkçede alim (ālim), mukabil (mukābil), seda (sedā) gibi kimi kelimelerde korunur, sultan, berbat gibi kimi kelimelerde kısalır. Ancak kısa /a/ ile söylenen bu kelimeler, hece bütünlüğünü bozacak bir ekle ya da yardımcı fiille kullanıldıklarında /a/ sesinin uzunluk niteliği yeniden ortaya çıkar: sultanım ( sultānım ), berbat etmek ( berbādetmek ) vb.

Bazı kelimelerde ise uzunluk bütünüyle yok olmuştur: kebap, kebabı. Kimi yabancı kelimelerde kısa /a/’ların uzatılarak söylenişine de rastlanmaktadır: hatıra (hātırā), rabıtalı (rābıtālı) vb.

Türkçe kelimelerde /ğ/ sesi söyleyişte yitirilir ve kendinden önce ya da sonra gelen /a/ ünlüsü uzar. Bu uzunluk /ğ/’den önce ve sonra /a/ gelmesi durumunda daha da artar: ağrı (ārı), dağlı (dālı), dağ (dā), ağam (ām) vb.

Hane ile kurulan birleşik kelimelerde de benzer bir durum görülür. /h/’den önce bir /a/ gelirse /h/ sesi söyleyişte yitirilir, öndeki ve arkadakini içine alan uzun bir /a/ ortaya çıkar: pastane ( pasta + hane = pastāne), postane ( posta + hane = postāne), hastane ( hasta + hane = hastāne), eczane (ecza + hane = eczāne).

/h/ sesinden önceki ses ünsüz ise, /h/’den sonraki /a/, bir öncekiler kadar olmasa da uzundur: kütüphane (kütüphāne), darphane (darphāne) vb.

Bunun dışında Türkçe olmayan “saadet, saat, kanaat” kelimelerindeki /a/’lar da aynı değildir. “Saadet” sözcüğündeki ilk, “saat” ve “kanaat” sözcüklerinde ikinci /a/ sesi, gırtlağın ön tarafından çıkar. Öndamaksıldır. “Saadet”teki ikinci, “saat” ve “kanaat”teki ilk /a/lar ise gırtlağın arka tarafından çıkan, Türkçe kelimelerde rastlanmayan art damaksıl bir /a/dır. Bunlar Arap abecesine dayanan eski yazımda elif ve ayınla gösterilmiştir. Latin abecesine dayanan yazımda gösterilmeyen bu ayrım, söyleyişte de ortadan kalkmış, yerini gırtlak çarpmasına bırakmıştır: saat [sa‘at]. Günümüzde, gırtlak çarpması da yitirilmiş yerini ünlülerin birbirine ulanmasıyla ortaya çıkan tek bir uzun /a/ almıştır.

Ek kök birleşmeleri sırasında /a/ (e) ile biten sözcüğe /y/ ile başlayan ya da /y/ kaynaştırma sesiyle eklenen bir ek geldiğinde /a/’nın (/e/nin) darlaşarak /ı/, /u/’ya ( /i/, /ü/’ye) dönüştüğü görülür. “–yor” şimdiki zaman eki için kesinlik gösteren bu değişim yazıda da gösterilirken, bunun dışındakiler yazıda gösterilmemektedir: başlıyor ( < başla - yor), okumuyor ( < okuma - yor), tarayarak ( Bu sözcükte söylenişte /y/ sesinin daraltıcı özelliği görülmekle birlikte, yazıda bu durum gösterilmez ).

/a/ ve /a:/ arasındaki ayrım, hala, hâlâ, halâ; kar, kâr; yar, yâr gibi kelimelerde anlam değişikliğine yol açtığından ayırıcı niteliktedir. Bununla birlikte, Türkçe konuşanların tümü bu değişimin bilincinde değildir. Ayrıca bu, işlevsel açıdan üstün verimde bir karşıtlık da değildir. Çünkü söz dağarcığımızdaki belli sayıda sözcüğü ilgilendirir. /a/ ve /a:/ sesleri arasındaki fark Çağdaş Türkçede giderek belirsizleşmektedir.


Leave a reply

Please enter your real name. Don't worry your email will not be visible for pubic. We hate spam! If you have a website write it here. A backlink is always welcome.